Blog
Günlük Alışkanlıkların Dişlerin Yaşlanması Üzerindeki Etkileri
Beslenme, diş sıkma, sigara, kahve, ağız kuruluğu ve ağız bakım alışkanlıklarının dişlerin yıllar içindeki değişimi üzerindeki etkilerini keşfedin.
Yayın tarihi:
Dişlerimiz de yıllar içerisinde değişir. Ancak dişlerde gördüğümüz her değişikliği yalnızca yaşın doğal bir sonucu olarak değerlendirmek doğru değildir. Gün içerisinde tekrar tekrar yaptığımız küçük alışkanlıklar; diş minesinden diş etlerine, çiğneme yüzeylerinden dişlerin rengine kadar ağız sağlığının geleceğini belirleyebilir.
Kahve tüketiminden diş sıkmaya, asitli içeceklerden ağız bakım alışkanlıklarına kadar pek çok etken tek başına büyük bir sorun oluşturmayabilir. Fakat aynı davranışın yıllarca tekrarlanması, dişlerde meydana gelen değişimin boyutunu önemli ölçüde etkileyebilir.
Bu nedenle sağlıklı yaşlanan bir ağız için yalnızca ortaya çıkan sorunları tedavi etmek değil, dişlerin yıllar içerisinde nasıl ve neden değiştiğini anlamak da önemlidir.
Dişler Gerçekten Yaşlanır mı?
Dişler canlılığını ve yapısal bütünlüğünü uzun yıllar koruyabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bununla birlikte yıllar boyunca çiğneme kuvvetlerine, sıcaklık değişimlerine, yiyecek ve içeceklere, bakteriyel plağa ve kişisel alışkanlıklara sürekli olarak maruz kalırlar.
Zaman içerisinde dişlerin çiğneme yüzeylerinde belirli düzeyde aşınma görülebilir. Mine tabakasının incelmesiyle alttaki daha sarı tonlu dentin dokusu görünür hale gelebilir. Diş etlerinin konumu değişebilir, eski dolguların ve restorasyonların yenilenmesi gerekebilir.
Fakat burada önemli olan kronolojik yaş ile biyolojik ağız yaşının aynı şey olmadığıdır.
Benzer yaştaki iki kişinin dişleri birbirinden oldukça farklı durumda olabilir. Genetik ve sistemik faktörlerin yanında ağız hijyeni, beslenme, sigara kullanımı, diş sıkma, düzenli kontroller ve yıllar içerisinde geçirilen dental hastalıklar bu farkta önemli rol oynar.
Gün Boyunca Ne Yediğimiz Kadar Ne Sıklıkta Yediğimiz de Önemlidir
Beslenmenin diş sağlığı üzerindeki etkisi yalnızca tüketilen şeker miktarıyla açıklanamaz.
Ağızdaki bakteriler fermente edilebilir karbonhidratları kullandığında asit oluşabilir ve plak içerisindeki pH düşebilir. Bu ortam, diş minesindeki mineral kaybını destekleyebilir.
Bu nedenle gün boyunca sürekli şekerli veya karbonhidrat içeren atıştırmalık tüketmek, dişlerin tekrar tekrar asidik ortamla karşılaşmasına neden olabilir.
Diş sağlığı açısından yalnızca “Ne kadar şeker tüketiyorum?” değil, “Gün içerisinde ne kadar sık tüketiyorum?” sorusu da önemlidir.
Yıllarca devam eden düzensiz atıştırma alışkanlığı, yetersiz ağız hijyeniyle birleştiğinde çürük riskini artırabilir.
Asitli İçecekler Diş Yüzeylerini Zamanla Etkileyebilir
Gazlı içecekler, enerji içecekleri ve bazı asidik içeceklerin sık tüketilmesi diş yüzeyinde kimyasal aşınmaya, yani dental erozyona katkıda bulunabilir.
Burada mekanizma klasik diş çürüğünden farklıdır. Asit, bakterilerden bağımsız olarak diş yüzeyindeki mineral yapıyı etkileyebilir.
Bu alışkanlık uzun süre devam ettiğinde diş yüzeylerinde incelme, hassasiyet, şekil değişiklikleri ve rengin daha sarı görünmesi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
Özellikle asidik içecekleri uzun süre ağızda tutmak veya gün boyunca küçük yudumlarla sürekli tüketmek, dişlerin asitle temas süresini artırabilir.
Dişleri Çok Sert Fırçalamak Daha İyi Temizlik Anlamına Gelmez
Ağız bakımında en sık karşılaşılan yanlışlardan biri, dişlerin ancak güçlü bir baskıyla fırçalandığında iyi temizleneceği düşüncesidir.
Diş fırçalamada amaç yüzeyleri aşındırmak değil, bakteriyel plağı düzenli ve etkili biçimde uzaklaştırmaktır.
Uzun yıllar boyunca aşırı kuvvet uygulayarak fırçalama, özellikle yanlış teknik ve aşındırıcı ürünlerle birleştiğinde diş eti kenarındaki dokuların ve diş yüzeylerinin olumsuz etkilenmesine katkıda bulunabilir.
Bu nedenle doğru fırçalama tekniği, uygun diş fırçası ve diş aralarının temizlenmesi uygulanan kuvvetten daha önemlidir.
Diş Sıkma (Burksizm) ve Gıcırdatmanın Yıllar İçindeki Birikimli Etkisi
Dişler oldukça yüksek çiğneme kuvvetlerini karşılayabilir. Ancak normal çiğnemenin dışında uzun süreli ve tekrarlayan kuvvetlere maruz kalmaları farklı sonuçlar doğurabilir.
Bruksizm, uykuda veya uyanıkken ortaya çıkabilen diş sıkma ve gıcırdatma davranışlarını kapsar.
Bazı kişilerde yıllar içerisinde diş yüzeylerinde aşınma, küçük kırıklar veya çatlaklar meydana gelebilir. Restorasyonlar da tekrarlayan yüksek kuvvetlerden etkilenebilir. Çene kaslarında yorgunluk ve ağrı gibi belirtiler tabloya eşlik edebilir.
Her diş aşınmasının nedeni bruksizm değildir. Ancak belirgin aşınma görülen hastalarda diş sıkma davranışının ve diğer olası faktörlerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Sigaranın Etkisi Sadece Dişlerin Rengiyle Sınırlı Değildir
Sigara kullanımı denildiğinde hastaların ilk aklına gelen konulardan biri dişlerdeki renklenmedir. Oysa uzun dönem ağız sağlığı açısından daha önemli etkiler dişlerin çevresindeki dokularda ortaya çıkabilir.
Sigara kullanımı periodontal hastalık açısından önemli risk faktörlerinden biridir. Dişleri destekleyen diş eti ve kemik dokularının sağlığını olumsuz etkileyebilir ve iyileşme süreçlerini zorlaştırabilir.
Üstelik sigara bazı kişilerde diş eti kanaması gibi inflamasyon belirtilerinin daha az belirgin görünmesine neden olabilir. Bu nedenle belirgin kanamanın olmaması her zaman diş etlerinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.
Kahve ve Çay Dişleri Yaşlandırır mı?
Kahve ve çay tüketimi diş yüzeylerinde zaman içerisinde dış kaynaklı renklenmelerin oluşmasına katkıda bulunabilir. Ancak renk değişikliği tek başına dişin sağlıksız veya “yaşlanmış” olduğu anlamına gelmez.
Dişlerin rengindeki değişimin kaynağını doğru belirlemek önemlidir.
Bazı renklenmeler profesyonel temizlikle azaltılabilirken dişin kendi rengindeki değişikliklerde farklı yaklaşımlar gerekebilir. Bu nedenle yalnızca daha beyaz görünmesi amacıyla kontrolsüz ve aşındırıcı ürünlerin sık kullanılması doğru bir yaklaşım değildir.
Ağız Kuruluğu Yaş İlerledikçe Daha Önemli Hale Gelebilir
Tükürük, ağız sağlığının doğal savunma sistemlerinden biridir.
Ağız içerisindeki dokuların nemli kalmasına yardımcı olur, besin artıklarının uzaklaştırılmasını destekler ve asitlerin nötralizasyonunda rol oynar. Ayrıca diş yüzeyindeki mineral dengesinin korunmasına katkıda bulunur.
Yaşla birlikte kullanılan bazı ilaçlar, sistemik durumlar ve farklı faktörler tükürük miktarını azaltabilir.
Ağız kuruluğunun uzun süre devam etmesi bazı kişilerde çürük riskinin artmasına, ağız kokusuna ve ağız dokularında rahatsızlığa katkıda bulunabilir.
Bu nedenle sürekli ağız kuruluğu yalnızca rahatsız edici bir his olarak değerlendirilmemelidir.
Eksik Bir Diş Yalnızca Tek Bir Dişi İlgilendirmez
Diş kaybının ardından oluşan boşluk uzun süre tedavisiz bırakıldığında ağız içerisindeki dengeler değişebilir.
Komşu dişlerde boşluğa doğru hareket veya eğilme görülebilir, karşı çenedeki diş boşluğa doğru uzayabilir ve çiğneme düzeninde değişiklikler meydana gelebilir. Dişin kaybedildiği bölgede kemik hacminde de zaman içerisinde azalma oluşabilir.
Bu nedenle bir dişin kaybedilmesi yalnızca estetik açıdan değerlendirilmemelidir.
Eksik dişin implant, köprü veya uygun başka bir yöntemle tamamlanıp tamamlanmayacağı hastanın ağız yapısına göre değerlendirilmelidir.
Eski Dolgular ve Kaplamalar Düzenli Olarak Kontrol Edilmelidir
Dental restorasyonların ömür boyu hiçbir değişiklik göstermeden kalacağı düşünülmemelidir.
Dolgular, kronlar, köprüler ve diğer restorasyonlar yıllar boyunca çiğneme kuvvetlerine ve ağız ortamına maruz kalır. Restorasyonun kendisinde veya çevresindeki doğal diş dokusunda zaman içerisinde değişiklikler oluşabilir.
Ancak eski olan her restorasyonun değiştirilmesi gerektiği de doğru değildir.
Düzenli kontrollerde restorasyonun kenar uyumu, çevresindeki diş ve diş eti dokuları, çürük varlığı ve fonksiyonu değerlendirilerek gerçekten müdahale gerekip gerekmediğine karar verilmelidir.
Diş Hekimi Kontrolleri Sağlıklı Yaşlanmanın Bir Parçasıdır
Ağız ve diş hastalıklarının önemli bir bölümü erken dönemde belirgin şikâyet oluşturmayabilir.
Başlangıç seviyesindeki bir çürük, periodontal problem veya eski bir restorasyonun çevresindeki değişiklik hasta tarafından fark edilmeyebilir.
Düzenli kontrollerin temel amacı sürekli tedavi yapmak değil, problemleri mümkün olduğunca erken fark etmek ve doğal diş dokusunu korumaktır.
Kontrol sıklığının da herkes için aynı olması gerekmez. Çürük riski, periodontal sağlık, mevcut restorasyonlar, ağız hijyeni, sigara kullanımı ve genel sağlık durumu gibi faktörlere göre kişiye özel takip aralıkları belirlenebilir.
Sağlıklı Yaşlanan Dişler Günlük Alışkanlıkların Sonucudur
Dişlerin yaşlanmasını tamamen durdurmak mümkün değildir ve zaman içerisinde meydana gelen bazı değişiklikler doğaldır. Ancak ağız sağlığının hangi durumda yaşlanacağı üzerinde günlük alışkanlıkların önemli bir etkisi vardır.
Doğru ağız hijyeni, dengeli beslenme, şekerli ve asidik ürünlerin tüketim sıklığının kontrol edilmesi, sigaradan uzak durulması, diş sıkma gibi alışkanlıkların değerlendirilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri doğal dişlerin uzun yıllar korunmasına yardımcı olabilir.
Üsküdar'da bulunan Dentsmile Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği'nde yaklaşımımız yalnızca mevcut dental problemlerin tedavi edilmesi değil, mümkün olduğunca doğal dişlerin ve sağlıklı ağız dokularının uzun vadede korunmasıdır.
Çünkü sağlıklı bir ağız, yalnızca bugün ağrı veya çürük bulunmayan bir ağız değildir. Yıllar sonrasını düşünerek korunan dişler, sağlıklı yaşlanmanın önemli bir parçasıdır.